Osmanlı’da Krala Ne Denir? Geleceğe Dair Düşündüren Bir Yolculuk Bazen geçmişe bakmak, geleceği anlamanın en güçlü yollarından biridir. Bugün sizlerle Osmanlı İmparatorluğu’nun en tepesindeki kişiye verilen unvan üzerinden bir zihin yolculuğuna çıkmak istiyorum. “Osmanlı’da krala ne denir?” sorusu, yüzeyde tarihî bir merak gibi görünebilir. Ancak bu sorunun içinde, geleceğin liderlik anlayışını şekillendirebilecek derin ipuçları saklıdır. Gelin birlikte bu kelimenin ardındaki anlam dünyasını keşfedelim ve belki de geleceğin yöneticilerine dair fikir yürütelim. Geçmişin Gücünü Taşıyan Unvan: “Padişah” Osmanlı’da krala “Padişah” denirdi. Farsça kökenli bu kelime “efendilerin efendisi” anlamına gelir ve yalnızca bir hükümdarı değil, bir vizyonu, bir düzeni ve bir çağın…
14 YorumEtiket: bir
Kelimelerin Şifasıyla: Karakovan Balının Edebî Bir Yolculuğu Kelimelerin, tıpkı bal gibi süzüldüğü bir dünya düşleyin. Her sözcük, anlamın peteğinde saklı bir damla öz gibidir; doğanın ve insanın ortak nefesinden doğan bir mucize. Yazmak da tıpkı arıların emekli işçiliği gibidir: sabırla, özenle, içgüdüyle… Edebiyat, insanın kalbinden süzülen bir karakovan; orada her duygunun, her hastalığın, her umudun şifası gizlidir. Bugün, o doğal mucizelerden biri olan karakovan balını yalnızca tıbbın değil, kelimelerin gözünden okuyacağız. Çünkü her tat, her renk, her kelime bir hikâye taşır. Karakovan Balı: Doğanın Romanında Bir Kahraman Karakovan balı, insanoğlunun doğayla kurduğu en kadim dostluklardan biridir. Balmumu örmeden, tamamen doğal…
8 YorumYuka Çiçeği Ne Zaman Çiçek Açar? Bir Sabır, Sevgi ve Anlayış Hikâyesi Bugün size bir hikâye anlatmak istiyorum. Ne bilimsel bir makale, ne de kuru bir bilgi yazısı… Bu, bir bitkinin değil, insanların birbirini ve doğayı anlamaya çalıştığı bir hikâye. Çünkü bazen bir çiçeğin açması, sadece mevsimle değil, kalple ilgilidir. Bir Balkonun Hikâyesi Yazın ortalarıydı. Deniz kenarındaki küçük bir apartmanın dördüncü katında, Elif ile Mert yeni taşınmışlardı. Balkonları genişti, manzarası açıktı. Ama bir köşesinde duran kocaman, dikenli, yıllardır çiçek açmamış bir Yuka çiçeği vardı. Ev sahibi, “O çiçek hiç çiçek açmadı ama çok dayanıklıdır.” demişti. Mert bunu duyunca omuz silkti.…
8 YorumHınç Türk Filmi Nerede Çekildi? Güç, Toplum ve İktidarın Gölgesinde Bir Sinema Okuması Bir siyaset bilimci için sinema, yalnızca bir sanat dalı değil; aynı zamanda iktidar ilişkilerinin ve toplumsal düzenin aynasıdır. “Hınç” filmi bu açıdan bakıldığında, yalnızca bir intikam hikâyesi değil, aynı zamanda Türkiye’nin sosyo-politik dokusuna dair derin bir analiz alanı sunar. Peki, Hınç Türk filmi nerede çekildi? sorusu yalnızca coğrafi bir merak mıdır, yoksa mekânın iktidar ve kimlik üzerindeki sembolik etkisini mi sorgular? Mekânın Politik Anlamı: Çekim Yerinden İktidarın Yüzüne “Hınç” filmi, İstanbul’un taşra dokusu ile Anadolu’nun çatışmalı kimliği arasında gidip gelen sahnelerde çekilmiştir. Bu tercih, yalnızca sinematografik değil,…
10 YorumHidrolik ve Hidroloji: Suyun Dönüştürücü Gücü ve Edebiyatın Derinlikleri Kelimenin gücü, kelimenin evrimi, tüm insanlık tarihini şekillendiren en derin araçtır. Su da tıpkı kelimeler gibi, insanların iç dünyalarına dokunan, duygularını yönlendiren, düşündüren ve dönüştüren bir olgudur. Edebiyatçı, kelimelerle yaşamı biçimlendirirken; bilim insanı, suyu, toprağın ruhunu anlamak için inceler. Bu yazı, edebiyatın gücünü suyun büyüsüyle harmanlayarak, hidrolik ve hidroloji kavramlarını edebi bir bakış açısıyla çözümleyecek. Su, sadece doğayı değil, insanın ruhunu da şekillendirir. İki bin yıl öncesinin şairlerinden, modern romanların kahramanlarına kadar pek çok edebi karakter, suyla olan ilişkisini tüm insanlığın vicdanına bırakmıştır. Peki, suyun bu kadar etkileyici gücü, nasıl bir…
4 YorumÖğrenmenin Dönüştürücü Gücü: Hidrojeni Anlamak ve Geleceği Şekillendirmek Öğrenmek, sadece bilgi edinmek değildir; düşünme biçimimizi, değerlerimizi ve dünyayı algılayışımızı dönüştürmektir. Her yeni bilgi, özellikle de geleceği şekillendirecek alanlarda, bireysel farkındalığımızı artırır. Bugün ele alacağımız konu, yalnızca bir enerji kaynağı değil, aynı zamanda insanlığın sürdürülebilir bir geleceğe dair umudunu temsil eden hidrojen. Peki, hidrojen nasıl kullanılır? Ve bu konuda bilgi edinmek bizi nasıl daha bilinçli bireyler hâline getirir? Hidrojen: Evrendeki En Basit, En Güçlü Element Temel Bir Bakış: Hidrojenin Doğası Hidrojen, evrende en bol bulunan elementtir. Renksiz, kokusuz ve yanıcı bir gazdır. Ancak onu özel kılan şey, sahip olduğu temiz enerji…
8 YorumHasım Akraba Ne Demek? Güç İlişkileri ve Toplumsal Düzen Üzerine Bir Siyasi Analiz Güç İlişkileri ve Toplumsal Düzen Üzerine Bir Siyaset Bilimcinin Girişi Siyaset bilimi, toplumların nasıl organize olduğuna, iktidarın nasıl dağıldığına ve güç ilişkilerinin nasıl şekillendiğine dair derinlemesine bir inceleme sunar. Bir siyaset bilimci için, her kavram ve ilişki, toplumsal düzeni ve iktidarı anlamak adına birer anahtar niteliğindedir. Bu yazıda ele alacağımız “hasım akraba” kavramı, sadece bir aile içi çatışma ifadesi olmakla kalmaz; aynı zamanda toplumsal, kültürel ve politik düzeydeki güç ilişkilerinin de bir yansımasıdır. Siyasi bağlamda, “hasım akraba” terimi, farklı ideolojilere, güç odaklarına veya toplumsal statülere sahip bireyler…
8 YorumMecmuaları Ne Demek? Farklı Bakış Açılarıyla Derinlemesine Bir İnceleme Merhaba sevgili okurlar! Bugün karşınıza, aslında çok yaygın bir terim olan “mecmua”nın anlamını ve toplumsal etkilerini farklı bakış açılarıyla ele alacağım. Mecmualar genellikle dergi veya bir koleksiyon olarak bilinse de, bu kavramın arkasındaki derinliği keşfetmek pek de o kadar basit değil. Erkeklerin daha çok objektif, veri odaklı bir yaklaşım sergileyebileceği bu konuya, kadınların ise toplumsal ve duygusal yönlerinden bakabileceği üzerinde durmak istiyorum. Bakalım her iki bakış açısı, mecmualara nasıl farklı anlamlar yükleyebilir? Mecmua Nedir? Mecmua kelimesi, Türkçeye Arapçadan geçmiş bir terimdir ve çoğunlukla dergi, derleme ya da yayın koleksiyonu anlamında kullanılır.…
14 YorumGüneşten Kararan Cilt Ne Zaman Açılır? – Öğrenmenin Işığında Yenilenmenin Pedagojisi Bir eğitimci olarak, her değişimin özünde bir öğrenme süreci olduğuna inanırım. İnsan yalnızca aklıyla değil, bedeniyle de öğrenir. Derimiz, doğanın tahtasında yazılmış bir öğrenme defteri gibidir; her temas, her mevsim, her ışık izi onda bir bilgi bırakır. Güneşten kararan cilt de bu defterin sayfalarından biridir. Cildimiz, ışığın dersini işler; kimi zaman bronzlaşır, kimi zaman lekelenir, kimi zaman da yavaşça eski haline döner. Fakat asıl mesele, bu süreci nasıl öğrendiğimizdedir. Pedagojik Bakış: Cilt, En Yakın Öğretmenimizdir Eğitim bilimi bize şunu öğretir: Öğrenme, yalnızca bilgi edinmek değil, deneyim yoluyla dönüşmektir. Kolb’un…
12 YorumEve Giren Hırsız Kaç Yıl Ceza Alır? — Tarihin Gölgesinde Adaletin Evrimi Giriş: Tarihçinin Kaleminden Bir Hikâye Bir tarihçi olarak her suçu, yalnızca bir eylem değil, bir dönemin aynası olarak görürüm. Eve giren hırsız dediğimizde, bugünün mahkeme salonlarında yankılanan bir suçtan söz ederiz; ancak bu suçun kökleri, insanlığın mülkiyet kavramını keşfettiği ilk ana kadar uzanır. Tarih boyunca “mal”, “ev”, “mülk” kavramları değiştikçe, bu değerlere yapılan saldırıların cezası da dönüşmüştür. Bugün “Eve giren hırsız kaç yıl ceza alır?” sorusu, yalnızca bir yasa maddesinin yanıtı değildir; aynı zamanda toplumun adalet anlayışını, korkularını ve güven duygusunu şekillendiren uzun bir tarihsel sürecin ürünüdür. —…
2 Yorum